Tragedya
Bizi Kurtaracak Dünya
henüz doğmamış çocuklar
olmamış fikirler
belki
kurtaracak bizi
bütün tabakların rengini gördük
yaşadık bütün masaların ahengini
hiçbiri mutlu etmedi bizi
hiçbiri
şimdi dağınık bir masa
kırılmış bütün tabaklar
ve çatallar kana bulanmış
bir sofra seyrinde
bir diğerinin etini yemişiz
kimi zaman ruhunu
yoksa böyle dağınık kalır mı
masa
toplayacak kimse kalmamış,
yıkayacak...
bizi henüz doğmamış çocuklar
ve gün yüzüne çıkmamış dünyalar
kurtaracak
...
Haziran'da Bir Gün
ne uzun bir ay şu haziran
ne uzun şu gün
yirmi saattir uyanmışım
ne ay bitiyor bugün
ne de gün
...
Davetsiz Açılış
biliyorum
çağırdığım
kimse gelmeyecek
buraya
gönlüm açılıyor
bir telaş, bir heyecan bende ki
sorma
ama sadece bende var
ne varsa
manav, bakkal, kasap ve çok süper olan market çalışanları
yani mahalle eşrafı
kendi işinde, gücünde
her şey
yani benden habersiz
en çok benden
çünkü
şimdi her şey dediğim şey
şu anda içine neyi alıyorsa hepsi bana ait,
bana dair
yazık
kimsenin bundan haberi yok
bir telaş bıraktım buraya
bir de hezeyan
mahallenin orta yerine
bir hortum gelip savursun diye
Yanan Tırtılın Şikayeti
kimse
bilmedi
kimse görmedi beni
yangın yerinde
orman yanıyordu
koca koca ağaçlar
ceylanlar ve tavşanlar kaçıyordu
sıçanlar da...
bütün televizyonlar onların feryadına
kesmişti canlı yayınlarını
oysa ben
küçük bir tırtıl
kozasında demlenmiş
bir kelebek olmaya
bir nefeslik zaman kalmışken
böylesine
yanıyorum kimse görmüyor
beni
ağaçlardan
....
Sana
sana
bir bahçe yaptım
acıdan hikayeler,
sudan bahaneler
ve
hiç solmayacak bir gülüş
ektim
tohumnan
hemde en
harbi
ve hakikisinden
ama
bitmedi
hiç bir şey
...
Olmuyor
Gülbahçesi
çehresi bildik bir acıdan
batmış sanırsın
bu bahçe
çok hazan görmüş
çok
bozan
...
hele güllere
hele güle bak
ne çok diken var
gül/ün bedeninde
...
tellere sarılmış
dikenli tellere
zâr
...
Rû
...
gönlümüz
gövdemizden
geniş
...
kimde yara var
kimde kan
elimizde oksijenli su ile
gönlümüzden bir pansuman
...
Zıtlık
İzmir Ağrısı
içimde bir
İzmir çarpıntısı,
İzmir sancısı var
...
nicedir
gördüğüm bütün fotoğraflar oradan çekilmiş,
bütün trenler oradan geçmiş,
bütün denizler oraya kıyılanmış,
bütün sevmeler orada başlamış
gibi geliyor...
Bazı Gazeli
Bazı kuşlar uçmaz,
Bazı arılar bal yapmaz
...
Bazı ağaçlar çiçek,
Bazı insanlar yürek açmaz
...
Bazı insanlar sevmez
Bazısı nefret etmez
...
Bazı ocaklar tütmez
Bazı bucaklar erişilmez
...
Bazı yollar bitmez
Bazısı da ne yaparsan yap başlamaz
...
Bazı ağrılar dinmez
Bazı yaralar iyileşmez
...
Bazı sözler unutulmaz
Bazıları iyi gelmez
...
Bazı kitaplar bitmez
Bazı insanlar hiç
Bazıları da yeteri kadar sevilmez/anlaşılmaz
...
Bazı ruhlar ölmez
Bazı insnalar da
...
Bazı sevmeler bitmez,
bazı nefretlerde
...
Bazı zamanlar geçmez
Bazı nehirler akmaz
...
Bazı evler ısınmaz
Bazı insan üşümez
...
Belakolisi
ben bir yangın
çıkardım kimseler tutuşmadı
tomalar koma halinde,
suskun sendikalar,
suskun işçiler
bir tek köylüler de var
ne varsa
onlar da
tik tok aleminde cümbüşte
"bu nasıl bir rüya"
...
köpekler eylem hazırlığında bütün sokaklarda
sokaklar dar
dünya geniş insana
...
ben bir bir kavga çıkardım kimseler vuruşmadı
öylece kursağımda durdu ve geçmedi bir yere hevesim
...
sonra boğuldu ne varsa
kediler,
köpekler
ve
hevesim
ne varsa cümbüşe dair
dört kişinin toplanıp kimsenin konuşmadığı
bir ortamda
...
ben bir dize çektim
feleğin çarkından
kimse şiir demedi
"ben yazdım kimse okumadı"
sadece burada kaldı.
İçe Dökme
.
ben sana çok şey diyebilirim, sen bana asla...
ismi imla hatasıyla malûl bir sokak
açmazı bu
şu anda
kafes darlığı sinemde duran
...
gidip geldiğimiz yol aynı
insanlar da aynı
ve küçükler
karıncalar kadar
ama maharetli değiller onlar kadar
ben dahil
...
bencillik zengin açmazı
fıkara avuntusu işte
...
çöl bilmeyen
susuzluktan dem vuruyor
akşamdan sabaha,
"el tokadı yemeyen...................."
bir nefreti kusuyorlar üzerimize
dost meclisi görünümlü
idam sehpalarının üzerinde
dilim bir sihre meyilli
dönüyor dönüyor da ağzımın içinde
sadece susuyor
ufkum mahçup suretime
kızarıyor,
kızarıyor,
kızarıyor
....
okkalı bir öfke
enkaza dönmüş ufkum
kaz kaz nereye kadar
bütün enkazların altından devlet
çıkıyor
ve
kim çıkarırsa çıkarsın
o devlet kur(t)ulmuyor
öyle vebalı
...
kaç atımlık barutum
bilmiyorum
kaç kere daha ateşlenirim
bu yağmurun içinde
kaç hece daha kusabilirim
kelimelerin cümlelerin bağrına
bilmiyorum
...
anladığımı sandığım bütün
meselelerde bir ga(r)ip
bir acayip hal oluyorum
...
bir yokuştayım
git
git
git
bitmiyor
ne yokuş
ne de içimdeki tırmanma hissi
....
Deprem
bu yazı,
üzerine su dökülmüş ayazda
kırık bir fay
oynar durur rüyamda
iklim
bir ihtimalden daha yakın
kazma, kürek, demir ve toz
nereye dönsen
bütün iktidarlar yoz...
inşaatçı, müteahhit, belediye başkanı...
Uyumsuz
İnanma
sırf
onlar tıkınırken
ses çıkarmayın diye
başka bir dünyanın
var olduğuna inandırmaya
çalışıyorlar sizi.
bu dünyanın nimetlerini kendilerine,
külfetlerini size pay ediyorlar...
inanmayın.
Dezge
bir ince kin
sızı gibi oyan
içimi
sert
yar yar koyu
hiç bitmeyen mesai gibi
orada tezgahta duran
...
kendimle çocukluğum arasında
bir mesele
bu
husumet
insan kendine hısım değildir
lakin
hasım olabilir
...
Anlat-ı
hangi masala
başlasam
kahramanları bir musalla taşında
soluk alıyor
ve bir daha vermiyorlar...
Dem
İçimizde
içine sıkıştığımız, hiç bitmeyecek gibi duran
bir bugün
ve
hiç gelmeyecek bir yarın var
gittikçe büyüyen dağ gibi...
Fal
ben telveyim
kahve fincanın suretine dağılmış
İn-cin eşkalli
bakmayı bilen çok şey görür bende
bilmeyen kör
ne diyeyim...
Yakalılar
bütün yakalar aynıdır
kırmızı, sarı, yeşil
ve beyaz
ve mavi yaka...
çarkın başındaki düğmeye basan ile
çarkı çeviren aynı eller
birinde nasır var çarktan kalan
diğerinde ise soyulmuş ovuşturmaktan
aynıdır yakalar
aynı
beyaz, yaka mavi yaka
aynı terane ayrı caka
...
sebep
insan neden mi yazar?
yazar,
çünkü
kimse anlamadığı için
yazar,
kimseye anlatamadığı için
yazar,
kimseye konuşamadığı için
yazar,
kimseye kusmadığı veya kusamadığı için
yazar,
herkes sustuğu ve
herkese sustuğu için yazar
...
Savaş
"uyku tut beni
ya da
bitir bu savaşı
unut beni"
riya ülkesinden bildiriyorum bu gece de
çılgınca haller geçiyor şah damarımın
sınırlarında
beni uçuracak Silivri'de bir dergaha
tutuyorum dillerimi
kusmak hiç bu denli cezbetmemişti midemi
ama nereye,
kime...
bir çığır var bütün çığlıklarını anaların
taşıyor sinesinde
kurşun atanın da
o kurşunu yiyenin de annesi, anneleri
"ki bir anne bütün insanların ve insanlığın annesidir kendi yavrularının şahsında ve yeryüzünde"
dedim ya riya ülkesinden bildiyorum
kılıçlarından damlayan kanı temizleyip
hamiline yollayan da
ne bileyim işte o ve onun gibiler de
bir kuşa bir zeytin dalına vurgun bu şafakta
düşündükçe midem
ağzıma yollanıyor cümbür cemaat
paralel bütün evrenler ve
zaman
pek sayın Aynstayn'ın dediği gibi gözün gördüğü görmek istedigiyle ilgili
...
din, iman, lisan ve izan
aynı yerde boğuldu
...
"bir merminin üstüne yazılan bir mesaj
gittiği yerde nasılsa okunmayacak "
...
yıldım
...
savaşı herkes seviyor aslında kendisi savaştığı sürece
herkes uzaktaki savaştan nefret ediyor
kendilerinin niye yok diye
bir haset üzre kurulu modern zaman insanının hezeyanı...
karıncalara bakın
insanların onlara
nasıl davrandığına
sonra da hep bir ağızdan
salyalarınızı
"uzaktaki savaşlara hayır..."
uyku tut beni ya da bitir bu savaşı
unut beni.
on şubat ayini
duru ve berrak bir su
birazdan bir toz bulutuna bulanacak
bir hortumun marifetiyle
uçuşan naylon poşetler
göğünde
ruhum bu teşbih
sana bu tasvir sana
...
t/ipsizdim
dipsiz kuyulara hüznümün ağırlığıyla boca edildiğimde
çocuktum daha
daha kendime bir ilk, bir bahar bulamamıştım.
...
kimse duymayacak biliyorum
sesimi,
sesimizi
ben hem BİR'im hem de ÇOK'um
arasan yerle gör arasında aslında orada da yokum
olmadım hiç
bütün mesafeler uzak
bütün eller yumuşak, kadife sesli bütün yüzler
saçlarım bir elin hayalinde kaldı,
sesim kadife bir noktanın ezgisinde
kastım bu değildi yaşamaktan
kıstım, kıstırıldım.
...
diken ve gül
hangi mahkumun açmazı
gülün mü?
...
biliyorum kimse salmayacak ipini
sarkıtmayacak bedenini
cepleri dururken uzatmayacak ellerini...
onşubatayini
burada noktaladı
hüznün tayinini
geldi ve bir daha gitmedi...
Doğal İktidar
Doğa
sertlik yanlısıdır...
diplomasi
naif insanların
uydurduğu
zalimlerin ise kullandığı bir
oyalama aracıdır...
Kuyu
her sözüm yalan
rüzgar,
her sözüm yalan
bu rüzgar yüzümü ısırıp geçti
ebeden çözülmüş bağları dizlerimin
kopmuş, berhava, avara
evet
böyle zamanlarım da oldu
böyle ağrılarım
boşluğa boca edilmiş çağrılarım
bir doktoru mesleğinden soğutan sanrılarım
onlar da oldu elbet
güldüğüm zamanlar
hem de
göbeğimin orta yerinden bedenime dağılan ağrılara sebep olan
sabrım da oldu kabına sığan sığmayan...
beklemelerim,
beklentilerim...
Cami Hırsızı ile İmam
efendim hattı zatında
ceviz çok faydalı bir yemiştir
ve bende çok severim kendisini
bir gün sokaktan geçerken
gözüm ilişti bir ağaca ve
dalındaki cevizlere
sonra da ağaçlar aramda duran duvara
sonra da o duvarın etrafını sardığı camiye
içimde karşı koyamadığım bir yeme isteği
sonra da birazını toplayıp eve götürme
peki kimden müsaade alacaktım almak için cevizleri
müezzin, imam yahut cemaat kimin malı burası?
aklıma geldi birden
derler ki tüm mabedler Tanrı'nın evidir
bütün dinlerce böyledir.
o zaman burasıda onun evidir
ve yine derler ki "O her şeyi görür, duyar işitir."
madem o görüyorsa bu benim için kafi dedim ve başladım toplamaya
birden bir ses duydum öteden
-bre kafir Tanrı'nın evinin bahçesinden ceviz çalmaya utanmıyor musun? Hırsız! dedi
hırsız ben miyim? diye iç sesim konuştu benimle dışarıya çaktırmadan.
-Tanrı'ya inanıyor musun? dedim.
-O ne demek, tabi ki? dedi.
-Peki O şu an görmüyor mu bunları aldığımı? diye sordum.
biraz durdu, düşündü ve ekledi
-O her şeyi görür, dedi.
-Madem burası O'nun ve O her şeyi görüyor bu durumda benim yaptığıma hırsızlık diyemezsin değil mi? Gizli bir şey yapmıyorum sonuçta, O'nun evinden O görürken alıyorum bu cevizleri. Rızası olmasaydı bir işaret çakardı herhalde. Hem sen kim oluyorsun mülk sahibi ses etmiyorsa sana ne olmuş, sen ne karışıyorsun.
dedim.
Stres
"...aklıma suyun intiharı geliyordu hep
şelale deyince..."
Birhan Keskin
...
bir suç ortağı bulunduğunda
hayvanlar dahil bütün canlılar
intihar edebilir
...
bir köpek yola atlayabilir bir araba gelince
oynar hayatının en büyük kumarını kendince
...
hayvanlar oynar mı kumar?
intiharı deneyen hayvanlar
kumar mı oynamaz!
...
TAKDİM
ben sıfırdan bire kadar
bir yolda 41 kere döndüm
dolaştım
...
gemiler demirli duracağına yansındı
geçmiş önüne set çekiyorsa yansındı
yol önünde kısalmıyorsa bitsindi
...
bütün bir rüzgarı önüme aldım
yüzüm rüzgara daldı/m
şimdi
...
bir bebek misali
sıfır her şey
sıfır...
nerden baktığın önemli
sıfırı tükettin
ve düştün...
bir bakış
sıfır daha başlamadın yola
buda bir bakış
...
şimdi
ben emeklerken yürüdüğümü zannedenler var
sonra
ben yürürken koştuğumu,
koşarken de uçtuğumu zannedecekler olacak
...
daha bir şey göstermedim
daha bir şey görmedin
ve görmediniz!
Yangınım
...
ülkemdeki
ormanlar gibiyim
yanacak bir şey/im
kalmadığında
sönebiliyorum
ancak
...
ne bir damla su
ne bir kürek
ne de bir tırmık
dokunuyor sineme
...
yanıyorum,
yanıyorum,
sönüyorum
...
#ocavık #hozat #tunceli #muğla #manavgat #dersim #bingöl #çewlik
Sondan Bir Önceki Tespit
belki de hiçbirimiz sandığımız kadar;
-iyi bir baba,
-iyi bir eş,
-iyi bir dost,
-iyi bir amir,
-iyi bir mamur,
-iyi bir insan,
-iyi bir...........
değilizdir...
Yarcan
bir kağıdın içinde sarılı geldim
büyüktü dağlar
bütün bütün üstüme çullanan
bense sırtımdı sanmıştım oysa
...
tüyü bitmiş bir kısrak
yolların en tenha kıyısında
yitirmiş benini
bulmuş beni
...
bendeki kimlik,
karnımda biriktirdiğim bir sevgi çöpünden ibaret
...
bir hotumun yarattığı toz bulutunun içindeki zerre
düşmüştüm senin içine bir kere
...
yurdum güneşin balçıkla sıvandığı bir cehennem
durduğum kapı senin vurduğun yere çıkıyordu
sen bir çölü ihya etme
bense bir inadı büyütme derdindeydim
sen kaybettin
...
YAPI - I
bu bahçe tekin değil,
Cennetinden vazgeçtiğim bir tanrı durmadan sınıyor beni
Direktifler
I ilişkilerinin çelişkilerini kullanmalarına izin verme! II hassasiyetlerin haysiyetinin mihenk taşıdır onları hiçbir şeye feda etme!
-
Derdin öyle derinki leyla, hepsi yükümdür Sensiz bir yaşam leyla, hapis yurdumdur ----(zindan-yaşama vurmak) kürtçedir Zülüf gölgesi nerde...
-
... saksı deyip seçme salı pazarında o bir mahpushanedir gül nazarında ... saksı deyip geçme çiçek pazarında o bir mahpushanedir gül naz...
-
dişin yok tırnağın yok bu dünyada yerin yok