Tragedya

...
denizler
yüzmek,
nehirler/de
boğulmak 
içindir 
...
bu yüzdendir 
hatırlı faniler
denizleri geçer/de 
nehirlerde boğulup
düşerler
...

Bizi Kurtaracak Dünya

henüz doğmamış çocuklar 

olmamış fikirler 

belki 

kurtaracak bizi

bütün tabakların rengini gördük 

yaşadık bütün masaların ahengini

hiçbiri mutlu etmedi bizi

hiçbiri

şimdi dağınık bir masa

kırılmış bütün tabaklar

ve çatallar kana bulanmış 

bir sofra seyrinde 

bir diğerinin etini yemişiz

kimi zaman ruhunu

yoksa böyle dağınık kalır mı 

masa

toplayacak kimse kalmamış,

yıkayacak...

bizi henüz doğmamış çocuklar 

ve gün yüzüne çıkmamış dünyalar 

kurtaracak

...


Haziran'da Bir Gün

ne uzun bir ay şu haziran 

ne uzun şu gün 

yirmi saattir uyanmışım

ne ay bitiyor bugün 

ne de gün 

...

Davetsiz Açılış

biliyorum 

çağırdığım

kimse gelmeyecek

buraya 

gönlüm açılıyor 

bir telaş, bir heyecan bende ki 

sorma

ama sadece bende var

ne varsa

manav,  bakkal, kasap ve çok süper olan market çalışanları

yani mahalle eşrafı 

kendi işinde, gücünde 

her şey 

yani benden habersiz 

en çok benden

çünkü 

şimdi her şey dediğim şey 

şu anda içine neyi alıyorsa hepsi bana ait,

bana dair

yazık 

kimsenin bundan haberi yok 

bir telaş bıraktım buraya 

bir de hezeyan

mahallenin orta yerine 

bir hortum gelip savursun diye


Yanan Tırtılın Şikayeti

kimse 

bilmedi

kimse görmedi beni 

yangın yerinde

orman yanıyordu

koca koca ağaçlar

ceylanlar ve tavşanlar kaçıyordu 

sıçanlar da...

bütün televizyonlar onların feryadına 

kesmişti canlı yayınlarını 

oysa ben

küçük bir tırtıl 

kozasında demlenmiş

bir kelebek olmaya 

bir nefeslik zaman kalmışken 

böylesine 

yanıyorum kimse görmüyor 

beni 

ağaçlardan 

....

Sana

sana 

bir bahçe yaptım

acıdan hikayeler,

sudan bahaneler

ve 

hiç solmayacak bir gülüş 

ektim

tohumnan

hemde en 

harbi 

ve hakikisinden

ama 

bitmedi

hiç bir şey

...

Olmuyor

bazen
suya değince ellerin
kirleniyor
ne kadar çabalasan/da 
temiz kalsın diye
olmuyor,
su 
kadim ve aziz olan 
su
temizlemiyor
...
bazen
bir pisliğe bulaşır
ellerin 
aklanırsın orada 
...
bazen aklanmak için dokunursun
kadim ve aziz olan suya 
kirlenirsin orada
...
her şey yerinde 
her şey deminde 
her şey tavında 
...
çok 
söyle(n)dim bir
uyum sorunu var 
bir denge sorunu
...
bedenim ruhuma dar
ruhum bedenime zarar
yazıyor 
hiç satmayan bir gazetede
...
olmuyor
"istesen/de olmuyor 
yani"
...
çok sırra bulaştım
çok evham  gezdim, 
süründüm üstüme başıma 
tozlu yolların huzursuzluğunu
gectim sandım
oysa
şimdi 
gelip durduğum yer
koca bir orman yangını 
bir yanı yanmış buğday tarlası
başaklar düşmüş kül yüzüne
...
oldu mu şimdi 
oldu mu ?
ayaklarım neye yoruldu
gözlerim neye
ben ne diyeceğim kendime
...




Gülbahçesi

çehresi bildik bir acıdan

batmış sanırsın 

bu bahçe 

çok hazan görmüş 

çok 

bozan

...

hele güllere

hele güle bak

ne çok diken var 

gül/ün bedeninde

...

tellere sarılmış 

dikenli tellere

zâr

...


...

gönlümüz 

gövdemizden 

geniş

...

kimde yara var

kimde kan

elimizde oksijenli su ile

gönlümüzden bir pansuman

...



Zıtlık

Üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu? A.Arif

kendine 
mağdur,
mağdura da fail
süsü vermiş
faillerin yurdu!

İzmir Ağrısı

içimde bir

İzmir çarpıntısı,

İzmir sancısı var

...

nicedir

gördüğüm bütün fotoğraflar oradan çekilmiş,

bütün trenler oradan geçmiş,

bütün denizler oraya kıyılanmış,

bütün sevmeler orada başlamış 

gibi geliyor...


Bazı Gazeli

Bazı kuşlar uçmaz,

Bazı arılar bal yapmaz

...

Bazı ağaçlar çiçek,

Bazı insanlar yürek açmaz

...

Bazı insanlar sevmez

Bazısı nefret etmez

...

Bazı ocaklar tütmez

Bazı bucaklar erişilmez

...

Bazı yollar bitmez

Bazısı da ne yaparsan yap başlamaz

...

Bazı ağrılar dinmez

Bazı yaralar iyileşmez

...

Bazı sözler unutulmaz

Bazıları iyi gelmez

...

Bazı kitaplar bitmez

Bazı insanlar hiç

Bazıları da yeteri kadar sevilmez/anlaşılmaz

...

Bazı ruhlar ölmez

Bazı insnalar da

...

Bazı sevmeler bitmez,

bazı nefretlerde

...

Bazı zamanlar geçmez

Bazı nehirler akmaz

...

Bazı evler ısınmaz

Bazı insan üşümez

...


Asabiyet

ruhunu pazarla mezar arasında taşımayı

yaşamak telakki eden

bir zamanın

i

n

s

a

n

ı

y

ı

z

.

Belakolisi

ben bir yangın 

çıkardım kimseler tutuşmadı

tomalar koma halinde,

suskun sendikalar,

suskun işçiler

bir tek köylüler de var 

ne varsa

onlar da

tik tok aleminde cümbüşte

"bu nasıl bir rüya"

...

köpekler eylem hazırlığında bütün sokaklarda

sokaklar dar

dünya geniş insana

...

ben bir bir kavga çıkardım kimseler vuruşmadı

öylece kursağımda durdu ve geçmedi bir yere hevesim

...

sonra boğuldu ne varsa

kediler, 

köpekler

ve 

hevesim

ne varsa cümbüşe dair

dört kişinin toplanıp kimsenin konuşmadığı 

bir ortamda

...

ben bir dize çektim

feleğin çarkından

kimse şiir demedi

"ben yazdım kimse okumadı"

sadece burada kaldı.

YOK

...
çerçeve var
resim yok;
duvarlar var
çatı yok
...

 

İçe Dökme


.

ben sana çok şey diyebilirim, sen bana asla...

ismi imla hatasıyla malûl bir sokak 

açmazı bu 

şu anda

kafes darlığı sinemde duran 

...

gidip geldiğimiz yol aynı

insanlar da aynı 

ve küçükler 

karıncalar kadar 

ama maharetli değiller onlar kadar

ben dahil

...

bencillik zengin açmazı

fıkara avuntusu işte

...

çöl bilmeyen 

susuzluktan dem vuruyor 

akşamdan sabaha,

"el tokadı yemeyen...................."

bir nefreti kusuyorlar üzerimize 

dost meclisi görünümlü

idam sehpalarının üzerinde

dilim bir sihre meyilli 

dönüyor dönüyor da ağzımın içinde 

sadece susuyor

ufkum mahçup suretime 

kızarıyor,

kızarıyor,

kızarıyor

....

okkalı bir öfke 

enkaza dönmüş ufkum

kaz kaz nereye kadar

bütün enkazların altından devlet

çıkıyor

ve 

kim çıkarırsa çıkarsın 

o devlet kur(t)ulmuyor

öyle vebalı

...

kaç atımlık barutum 

bilmiyorum 

kaç kere daha ateşlenirim 

bu yağmurun içinde 

kaç hece daha kusabilirim  

kelimelerin cümlelerin bağrına

bilmiyorum

...

anladığımı sandığım bütün 

meselelerde bir ga(r)ip

bir acayip hal oluyorum

...

bir yokuştayım 

git 

git

git

bitmiyor 

ne yokuş 

ne de içimdeki tırmanma hissi

....


Deprem

bu yazı,

üzerine su dökülmüş ayazda

kırık bir fay 

oynar durur rüyamda 

iklim

bir ihtimalden daha yakın 

kazma, kürek, demir ve toz

nereye dönsen 

bütün iktidarlar yoz...

inşaatçı, müteahhit, belediye başkanı...



Uyumsuz

uyumlu değil!
varlığımız, fikirlerimizin vardığı yer,  duygularımızın düştüğü yer 
ile 
ayaklarımızın bastığı yer...
uyumlu degil!
ey tanrı
madem bu kafayla gelecektim 
neden buradayım,
madem burdayım 
neden bu kafadayım
...

İnanma

 sırf

onlar tıkınırken

ses çıkarmayın diye 

başka bir dünyanın

var olduğuna inandırmaya

çalışıyorlar sizi.

bu dünyanın nimetlerini kendilerine, 

külfetlerini size pay ediyorlar...

inanmayın.


Dezge

bir ince kin 

sızı gibi oyan 

içimi 

sert 

yar yar koyu 

hiç bitmeyen mesai gibi 

orada tezgahta duran

...

kendimle çocukluğum arasında

bir mesele 

bu 

husumet 

insan kendine hısım değildir

lakin 

hasım olabilir 

...




 






Anlat-ı

hangi masala 

başlasam 

kahramanları bir musalla taşında

soluk alıyor

ve bir daha vermiyorlar...


Dem

 

İçimizde
içine sıkıştığımız, hiç bitmeyecek gibi duran 
bir bugün
ve
hiç gelmeyecek bir yarın var
gittikçe büyüyen dağ gibi...

Güruh

....
ben sizin durduğunuz yerde değilim
sözünüzün varacağı yerde de olamam
gözünüzün baktığı yerdeyim 
tam karşınızda 
iyi ki
...

Tesir

...
ruhum 
bir fisken yeterdi gülmem için
oysa durup bekledi/n ölmem için
...

Fal

 ben telveyim 

kahve fincanın suretine dağılmış

İn-cin eşkalli

bakmayı bilen çok şey görür bende

bilmeyen kör 

ne diyeyim... 

Yakalılar

bütün yakalar aynıdır

kırmızı, sarı, yeşil

ve beyaz 

ve mavi yaka...

çarkın başındaki düğmeye basan ile

çarkı çeviren aynı eller

birinde nasır var çarktan kalan

diğerinde ise soyulmuş ovuşturmaktan

aynıdır yakalar

aynı

beyaz, yaka mavi yaka 

aynı terane ayrı caka

...



sebep

 insan neden mi yazar?

yazar,

çünkü

kimse anlamadığı için 

yazar,

kimseye anlatamadığı için 

yazar,

kimseye konuşamadığı için 

yazar,

kimseye kusmadığı veya kusamadığı için 

yazar,

herkes sustuğu ve 

herkese sustuğu için yazar

...


Savaş

"uyku tut beni 

ya da 

bitir bu savaşı 

unut beni"

riya ülkesinden bildiriyorum bu gece de 

çılgınca haller geçiyor şah damarımın 

sınırlarında 

beni uçuracak Silivri'de bir dergaha 

tutuyorum dillerimi

kusmak hiç bu denli cezbetmemişti midemi

ama nereye,

kime...

bir çığır var bütün çığlıklarını anaların 

taşıyor sinesinde 

kurşun atanın da 

o kurşunu yiyenin de annesi, anneleri

"ki bir anne bütün insanların ve insanlığın annesidir kendi yavrularının şahsında ve  yeryüzünde"

dedim ya riya ülkesinden bildiyorum 

kılıçlarından damlayan kanı temizleyip 

hamiline yollayan da 

ne bileyim işte o ve onun gibiler de 

bir kuşa bir zeytin dalına vurgun bu şafakta 

düşündükçe midem

ağzıma yollanıyor cümbür cemaat

paralel bütün evrenler ve 

zaman 

pek sayın Aynstayn'ın dediği gibi gözün gördüğü görmek istedigiyle ilgili

...

din, iman, lisan ve izan 

aynı yerde boğuldu

...

"bir merminin üstüne yazılan bir mesaj 

gittiği yerde nasılsa okunmayacak "

...

yıldım

...

savaşı herkes seviyor aslında kendisi savaştığı sürece 

herkes uzaktaki savaştan nefret ediyor 

kendilerinin niye yok diye

bir haset üzre kurulu modern zaman insanının hezeyanı...

karıncalara bakın 

insanların onlara 

nasıl davrandığına

sonra da hep bir ağızdan 

salyalarınızı 

"uzaktaki savaşlara hayır..."

uyku tut beni ya da bitir bu savaşı 

unut beni.



 





on şubat ayini

duru ve berrak bir su

birazdan bir toz bulutuna bulanacak 

bir hortumun marifetiyle

uçuşan naylon poşetler

göğünde

ruhum bu teşbih 

sana bu tasvir sana

...

t/ipsizdim 

dipsiz kuyulara hüznümün ağırlığıyla boca edildiğimde

çocuktum daha 

daha kendime bir ilk, bir bahar bulamamıştım.

...

kimse duymayacak biliyorum 

sesimi,

sesimizi 

ben hem BİR'im hem de ÇOK'um

arasan yerle gör arasında aslında orada da yokum 

olmadım hiç

bütün mesafeler uzak 

bütün eller yumuşak, kadife sesli bütün yüzler

saçlarım bir elin hayalinde kaldı, 

sesim kadife bir noktanın ezgisinde

kastım bu değildi yaşamaktan

kıstım, kıstırıldım.

...

diken ve gül 

hangi mahkumun açmazı 

gülün mü?

...

biliyorum kimse salmayacak ipini

sarkıtmayacak bedenini

cepleri dururken uzatmayacak ellerini... 

onşubatayini

burada noktaladı 

hüznün tayinini

geldi ve bir daha gitmedi...







Doğal İktidar

Doğa 

sertlik yanlısıdır...

diplomasi 

naif insanların

uydurduğu

zalimlerin ise kullandığı bir 

oyalama aracıdır...


 

Yara

sorma nasıl?

geçti mi diye 

yok geçen bir şey 

duruyor olduğu yerde yara

senin de tuzun,

emeğin, dirseğin var bu oyukta...



Kıyım

 

bir ağaç dalını buduyor yaz ortasında…

gövdesine küs

ama

gücü dalına yetiyor

anca 

ona kıyabiliyor

insan

gibi

öyle 

değil 

mi?

Kuyu

her sözüm yalan

rüzgar,

her sözüm yalan

bu rüzgar yüzümü ısırıp geçti

ebeden çözülmüş bağları dizlerimin 

kopmuş, berhava, avara

evet 

böyle zamanlarım da oldu

böyle ağrılarım

boşluğa boca edilmiş çağrılarım

bir doktoru mesleğinden soğutan sanrılarım

onlar da oldu elbet

güldüğüm zamanlar 

hem de

göbeğimin orta yerinden bedenime dağılan ağrılara sebep olan 

sabrım da oldu kabına sığan sığmayan...

beklemelerim,

beklentilerim...




Cami Hırsızı ile İmam

efendim hattı zatında 

ceviz çok faydalı bir yemiştir

ve bende çok severim kendisini

bir gün sokaktan geçerken 

gözüm ilişti bir ağaca ve

dalındaki cevizlere 

sonra da ağaçlar aramda duran duvara 

sonra da o duvarın etrafını sardığı camiye

içimde karşı koyamadığım bir yeme isteği 

sonra da birazını toplayıp eve götürme

peki kimden müsaade alacaktım almak için cevizleri

müezzin, imam yahut cemaat kimin malı burası?

aklıma geldi birden 

derler ki tüm mabedler Tanrı'nın evidir

bütün dinlerce böyledir.

o zaman burasıda onun evidir

ve yine derler ki "O her şeyi görür, duyar işitir."

madem o görüyorsa bu benim için kafi dedim ve başladım toplamaya

birden bir ses duydum öteden

-bre kafir Tanrı'nın evinin bahçesinden ceviz çalmaya utanmıyor musun? Hırsız! dedi

hırsız ben miyim? diye iç sesim konuştu benimle dışarıya çaktırmadan.

-Tanrı'ya inanıyor musun? dedim.

-O ne demek, tabi ki? dedi.

-Peki O şu an görmüyor mu bunları aldığımı? diye sordum.

biraz durdu, düşündü ve ekledi

-O her şeyi görür, dedi.

-Madem burası O'nun ve O her şeyi görüyor bu durumda benim yaptığıma hırsızlık diyemezsin değil mi? Gizli bir şey yapmıyorum sonuçta, O'nun evinden O görürken alıyorum bu cevizleri. Rızası olmasaydı bir işaret çakardı herhalde. Hem sen kim oluyorsun mülk sahibi ses etmiyorsa sana ne olmuş, sen ne karışıyorsun. 

dedim.



Stres

"...aklıma suyun intiharı geliyordu hep 

şelale deyince..."

Birhan Keskin

...

bir suç ortağı bulunduğunda 

hayvanlar dahil bütün canlılar

intihar edebilir

...

bir köpek yola atlayabilir bir araba gelince

oynar hayatının en büyük kumarını kendince

...

hayvanlar oynar mı kumar?

intiharı deneyen hayvanlar 

kumar mı oynamaz!

...



Boşluk

...

elimden tutup öyle bir 

yükseğe çıkardın ki

şimdi hangi dağa çıksam 

tepe gibi geliyor

...


TAKDİM

ben sıfırdan bire kadar 

bir yolda 41 kere döndüm 

dolaştım

...

gemiler demirli duracağına yansındı

geçmiş önüne set çekiyorsa yansındı

yol önünde kısalmıyorsa bitsindi

...

bütün bir rüzgarı önüme aldım

yüzüm rüzgara daldı/m

şimdi

...

bir bebek misali 

sıfır her şey 

sıfır...

nerden baktığın önemli

sıfırı tükettin 

ve düştün...

bir bakış

sıfır daha başlamadın yola

buda bir bakış

...

şimdi 

ben emeklerken yürüdüğümü zannedenler var

sonra

ben yürürken koştuğumu,

koşarken de uçtuğumu zannedecekler olacak

...

daha bir şey göstermedim

daha bir şey görmedin

ve görmediniz!

Yangınım

... 

ülkemdeki 

ormanlar gibiyim

yanacak bir şey/im 

kalmadığında

sönebiliyorum 

ancak

...

ne bir damla su

ne bir kürek

ne de bir tırmık

dokunuyor sineme

...

yanıyorum,

yanıyorum,

sönüyorum

...

#ocavık #hozat #tunceli #muğla #manavgat #dersim #bingöl #çewlik 

Sondan Bir Önceki Tespit

belki de hiçbirimiz sandığımız kadar;

-iyi bir baba,

-iyi bir eş,

-iyi bir dost,

-iyi bir amir,

-iyi bir mamur,

-iyi bir insan,

-iyi bir...........

                                        değilizdir... 

          

Yarcan

bir kağıdın içinde sarılı geldim

büyüktü dağlar 

bütün bütün üstüme çullanan 

bense sırtımdı sanmıştım oysa

...

tüyü bitmiş bir kısrak

yolların en tenha kıyısında

yitirmiş benini

bulmuş beni

...

bendeki kimlik,

karnımda biriktirdiğim bir sevgi çöpünden ibaret

...

bir hotumun yarattığı toz bulutunun içindeki zerre

düşmüştüm senin içine bir kere

...

yurdum güneşin balçıkla sıvandığı bir cehennem

durduğum kapı senin vurduğun yere çıkıyordu

sen bir çölü ihya etme  

bense bir inadı büyütme derdindeydim

sen kaybettin

...


 


YAPI - I

 bu bahçe tekin değil,

bu duvar,
bu kapı ve onun üstüne oturmuş yapı
tekin değil!
her şey çok yeni
ama
dağınık,
her şey çok yeni
ama
değersiz,
her şey çok yeni
ama
dayanaksız,
her şey çok yeni
ama faydasız...
artık eskiye yani tüketilir olana değil
değerli olana dönmeli...


Cennetinden vazgeçtiğim bir tanrı durmadan sınıyor beni

sayın tanrı/m 
şayet tüm bu olanlar bir sınavsa
ben vazgeçtim cennetinden
bu cinnet yetti bana 
sende anla artık bunu 
beni daha fazla sınama...

AHVALİM

sinemdeki oyuk

boyumdan büyük

şimdi kime anlatsam içimdekini

boşluğa bakan gözler görüyorum

...

Direktifler

I ilişkilerinin çelişkilerini  kullanmalarına  izin  verme! II hassasiyetlerin haysiyetinin mihenk taşıdır onları hiçbir şeye  feda  etme!