30 Aralık 2016 Cuma

Yanılgı

"çok  kere"

yanıldı durdu terazi
ter içinde
ter içinde
umduğu neydi de
bulduğu değildi
o
...
"bir kere"

insan bir tartıya düştü mü
emsal emsal diye böğürür
bulur (mu)
bulmaz (mı)
...

sinem tamda bu anda
bir taşa mihmandarlık etmeye ne kadar da
gönüllü
binbir gecede olsa
yaslasın ona kendini
taş bu ne de olsa...
geçmiş
bir gölge
bir bilge evin içinde
belki bir özlem
dokuzçeşmede
duruyor
burnumun sızlayan direğinde
...

dedim ya terazi
yanıldı durdu
kantarcı ter içinde
kantarcı
terazi bir çocuk işi oysa
yer yarılsa gövdesinin sığacağı
oyuk bulunmaz
kantarcı
...

insan
bir tartıya düşmüş
emsalsiz bir yargıya
neye kime göredir ederi
...

geçmiş
gevran ovasında bir handa
çocukluk ve münasebetli ne kadar
hissiyat varsa insan içinde
bugün
emsalsiz yaşanıyordu orada
su bile
suydu
....

9 Aralık 2016 Cuma

AYMAZ

hiç fidan dikmemiş
biri
ne bilsin cansuyunu
...
okumamış
yazmamış
söylememiş
ne bilsin
...
diz çökmemiş 
toprağa 
bir tırtılın 
yolculuğundan haberdar olmamışsa 
Ne bilsin

insan, nebat ve bilcümle hayvanat 
neye var
neye sebep
...

29 Kasım 2016 Salı

Dünya

burası kimsenin yaşamadığı
yaşadığını sandığı yer

evrenin havası en bol yeri
kimsenin nefes alamadığı bir yer

bir cümle düşün imlanın bütün sınırlarına sadık
anlam ile ilgili bütün duraklara uzak

bildiğim hiç bir şey yanaşmıyor
adına yaşamak dedikleri bu boşlukta

bir kere daha gelmek sanırım hiç iyi fikir değil burası için
bir daha bu çukura düşmek varsa bir yerde cehennemin en dip yeri
daha makbuldür
senden dünya...

2 Kasım 2016 Çarşamba

Kuşlar

bir insanı öldürmenin
ne kadar kolay yolları varsa buluyorsun
bir atom bombası kaç kişi
kaç kuşak eder(yerle bir) biliyorsun artık
nasıl durur yağmur
nasıl kurur dereler
vadiler nasıl dönüşür çöle
biliyorsun
hikmetin oooohhhh
sınırsız...
yine kendini alamıyorsun
kuşlara bakmaktan
biliyorsun senin
bildiğin çer çöp ne varsa o kanatlarda var
hareket, hareket, hareket...
hakaret ederek doğaya
kuşlara...



17 Eylül 2016 Cumartesi

İnsan

git,
kıblene dön
güneşe yakar
aya dua et
istavroz çıkart 
yahut
ganj'a gir
su(yun)da aklan...
ne 
yaparsan
yap 
da 
şu
"içindeki hayvanı utandır..."

6 Ağustos 2016 Cumartesi

ERGEN ASABİYETİ

"ey hüzün boyun (hala) boyumdan uzun..."

kimse giydirmez çocukluğunu üstüne
paylaşmaz oyuncağını
kumunu kalesinin
her yer kumdan olsa bile
...
"kimse anlamaz seni sevdiği kadar
ve 
kimse de sevmez seni anladığı kadar"
nefreti her zaman yanılgısı kadardır herkesin
yanlışı en az doğruları kadar
...
kimse giydirmez çocukluğunu üstüne
kendi mezarını açar sana ölüm sıraya girmişse
"sen önden öl..."
...
                                                                            sonuçta
herkesin bir başkasının 
sırtına tezgahını kurduğu 
bir dünya 
yaşadığımız yer
bu yüzden 
"anlamak daha 
büyüktür
aşktan"
...
k
  i
   m
     s
          e...

5 Ağustos 2016 Cuma

KEŞKE GAZELİ

misal
bir kuşşsun 
kanadın bilmem hangi avcının saçmasına 
çapmış
düşmüşsün
...
bir yanın olancasıyla seni uçurmaya çalışırken 
diğer yanın yere yapışık
öylece 
denedin 
üç ve beş kez 
yerdesin 
kuş olmayaydın keşke
...
misal
bir kartalsın 
maharetin, kibrin ve hikmetin 
ne varsa pençelerinde 
gagaların ara bir istasyon midene
...
girmiş hunhar bir fakın dişlilerine çıkmaya çalışıyorsun 
kurtulmaya 
pençelerini orada bırakarak 
şimdi her yanında av 
olsa ne yazar
kartal olmayaydın keşke
...
misal 
bir insansın 
kadın ya da erkek 
göğüs kafesinin sol yanına dağ gibi heybeti 
lakin bir yumru kadar büyük
bi yük sükun etmede
ki kalp deriz
orada kalıp
...
sonra bir başka kafesin içindekinin çekimine 
girer sen kuş sayarsın 
uçar, coşar durmaz yerinde
terkedip göğüs kafesini
koca bir boşluk bırakır yerine 
insan olmayaydın keşke
...
misal 
bir taşsın 
ruhsuz ve cansız herkesçe
varlığın gölgedir kimine
kimine sığınak 
ağırsın çok ağırsın kendine
yol geçer olduğun yerden
seni alıp un ufak ederler
taş olmayaydın keşke
...


20 Temmuz 2016 Çarşamba

SAYI DOĞRUSU

hiç bir mesafe
sıfır ile bir
arasındaki mesafe kadar uzun değildir

sıfırdan bire çıkmak
zor...

12 Temmuz 2016 Salı

YAKINMA

...
yollarda ezip kenara attığınız kediler ve köpekler için
yurdunu işgal edip bina diktiğiniz karıncalar ve böcekler için
sizin yüzünüzden güzergahını değiştirmek zorunda olan kuşlar için
salyangozlar, ağaçlar ve dağlar için
bile
bile
bile
yerin yok
ne yerin alt katında
ne de üst katında
hiç bir şey için olmasa
bile

tanrı/m varsa/n
cennet
faillere değil mağdurlara yerdir

...

3 Temmuz 2016 Pazar

ronî

gözümsün,
ciğerlerimde alabildiğine serinlik
derin ve eşsiz bir nefessin
göğüs kafesimde şenlik




29 Haziran 2016 Çarşamba

RİYA

bütün sesler terk etsin harfleri
harfler ise intihar!
kelimeler anlamsız nasılsa...

aslında
kimsenin üzüldüğü yok kimseye
en kolayına ayarlamış vicdanını
herkes
"....kınıyoruz...."
sadece...

kimsenin
öldüğü, kaldığı ve sevmesi
yok kimseye 
ölen kalıyor öldüğüyle sevgisiz
oysa...

kimse bir başkasının mezarına gönüllü olmuyor
mesela...
şehitliğine de
ölüm şahitliği dururken...

ve
karıncalar
kadar olamıyor
nihayetinde
karıncalar...
güvercinler...
.
.
.
.
.
.




20 Haziran 2016 Pazartesi

Uğurböceği

bir uğurböceğine konuyor dünya
bütün merhametiyle
elde avuçta ne varsa
koyuyor kanatlarına
dört işlem
beş iklim
altı kıta
sayıyorum hepsini bir bir
bir uğurböceğinin kanatlarında
...
şimdi söyle uğurböceği
dünya
ne kadar büyük
senin kanatlarında/n..

19 Haziran 2016 Pazar

vicdan

kış günü
kuş su peşinde
gagası yapışmış dilinin parsasına
kış günü
susamış
...
uçmamış halbuki hiç
çırpmamış kanatlarını
susamış
kuş
bu kış gününde
...
kanatlarından bilirim
göğsündeki sükunetten
yorulmamış
belli
ama
susamış
yapabilse kanını çekecek damarlarından
su niyetine
...
kuşlar kışın
susamazlar mı?
susarlar
susarlar
susarlar
susarlar
kuşlar
...
su bulamazlarsa
bir daha
hiç konuşmazlar
...
ey anlatıcı!
neden takmışsın ki
bu kadar kışa
şuncacık kuşa
susamışsa bir gönül
bakar mı hiç
yaza kışa
...


13 Haziran 2016 Pazartesi

TENHA

bir meczup
bir hayta 
aşık 
ve bir münzevi
üçü bir uçurum 
kıyısında duruyorlar
aşağıda ölüm 
serenadı eşliğinde önce kim atlayacak
seyir bu ya
aşık atlar evvela
meczup 
aşığın aşkına saydırır
münzevi kabuğunu örter üstüne bir daha
...
aşık can vermiştir
aşka
aşk bir can almıştır 
o da başka...
çoğalmak bazen azalmakla olur 
kimin neye değdiğidir as'lolan...
şimdi her yer ve herkes 
çok 
tenha...

9 Haziran 2016 Perşembe

ÖLDÜRMEYECEKSİN!

  "ve and olsun ki, hiçbir kurşun,
  hiçbir çelik, hiçbir toprak, hiçbir bayrak ve hiçbir vatan, 
  daha kutsal değildir insandan!" (Yılmaz Odabaşı)
aynı
acıya daha kaç kere öleceğiz?

andolsun ki
sevmedim bu cümbüşün ortadan ikiye yarılan
iki yalanını
iki yanını
sizler, hepiniz ve dahi hepimiz
aynı bok çukurunun kurtlarıyız vesselam...

öldürülüyorlar
çocuklar, gençler, kadınlar ve yaşlılar
hepsi insanlar
hepsi canlı
tanrının ve bilcimle kainatın bir parçasını taşıyorlar ruhlarında
toplarsan hepsini
hayatın ruhu
tanrının sureti olurlar...

öldürmeyeceksin arkadaş!

                                                                                                                                              


28 Mayıs 2016 Cumartesi

belki

sıkılır mı bir nehir
her defasında aynı denize akmaktan
belki...

bir zebani cehennem kapısını beklemekten,
ateş her defasında küle dönmekten
sıkılır mı?
belki...

beklemesi sıkmayan şeyler de
var
umut etmesi güzel olan
adalet, barış, aşk...

24 Mayıs 2016 Salı

Tarafsız

bir çeşmeden su içmek 

ister 
bir göçmen 
bir kuş 
ve 
bir de güvercin
her biri ayrı bir yolun 

yolcusu
ama aynı çeşme uğrak 

onlara
bazen içilen su 

bazen de durulan 

çeşmedir 

aslolan
...


bütün güvercinler kuş 

degildir 

unutma
bazıları kuş bazıları da 

sadece güvercindir
(ki güvercin olana kuş 

dersen 

gücendirirsin onu)
...
dünya ne yalın yanlışlar için
iyi bir sahne
ne de yaşam bu yanlışların 

üzerine kurulacak kadar şahane
...
herkes aynı balı
aynı acıyı
aynı şerbeti içer
ama aynı değildir her 

dilde bıraktığı tadı
...
göçmen kuşu güvercin
...
dal bir agaçta güzeldir

çiçek dalında


...

bütün kuşlar 

göçmen değil

bütün güvercinler 
yorumsuz

kuş

ve yola düşen de

yolcu değil
...



13 Mayıs 2016 Cuma

DÜNYA

endamın arzın
senden ibaret
bu kibarlık müessesesi
baylar ve bayanlar
diye başlayan bütün cümleler
din ve iman hepsi bir İBAN numarasında...

bir müsveddeyi andırıyor suretin
aslın başka bir yerinde fezanın
sen gölgesi, aksi
yansımasısın sanki
/dünya/
sen yerin yüzünden ibaret misin
yoksa
yer senin yüzünden...






zâr

...
bilgelik bir kitaba sığmaz
bir kaba dolmaz ruhtur
o
bedene sıkışmış.
yaşlılık zamanın ruhunun insanın sinesine işlemesidir
yüzünde hatlar çizerek
...
yaşlı
ve
bilge...
bir ikilik...
bir ilik...
rüya...
mesafe...
beyaz...
ruh...
dağlar...
uçurum ve sanırım
şelale...
kimse bilmesin ve sormasın...
ki bazı sorular yasak
bazı cevaplar yok
bazı doğrular ters istikametten geliyor...
bazen çok geç
bazen çok erken uyanıyor
insan...
bazen çok erken
bazen çok geç oluyor zaman...

foto: rehavi


8 Nisan 2016 Cuma

beyan/at

süslü sözlerim kalmadı
diyecek
bi cümlede....
çıkmasın diye aylar sonuna bütün bu sokaklar
boş kalsın
boşşşş!!!
bir savaş yeri bu mahzen kokuşmuş
kan kokusu
bodrum/da
sarhoşşşş...
bildiğim bir kıymık insan canı vardı ruhumda
iki nefeste tükettiğiniz geberesiceler
dünya boşşşş!!!
bir çocuk daha
bir ayın el kadar ömrünü geçememişken daha
şimdi hangi sokağa sığar bedeni hangi vicdana
ölüdür şimdi ruhunuz onun bedeninde
bütün cihana düzen getirseniz gerisi boşşşşş!!!
sonra bir kadın daha
bir ihtiyar
daha sonra
bir çocuk
bir avuç çoluk sonra
ekmek kırıntısı duvar diplerine sığınmış
kan damlaları
tuval niyetine ekmeğine sürülmüş yerde duruyor
o uzak duvar dibinde!!!
o duvarın dibi caminize uzak,
kıblenize ters
imanınıza sığmaz ve vicdanınız duymaz
ruhunuz uymaz o çığlığa
burası çok sessizdi halbuki
ruhum
de nedir ki bu içimdeki ses....

26 Şubat 2016 Cuma

ölme sevgisi

nasıl seviyorsanız öyle ölün
nasıl seviyorsanız öyle ölün
lakin öldükten sonra sevemezsiniz
bundandır
öldüğünüz gibi sevemezsiniz

ama ölebilirsiniz sevdiğiniz gibi
nasıl seviyorsanız öyle ölün
hiçbir kutsal siz sevmezseniz anlamlı olmayacak
hiçbir kadın ya da erkek siz sevmedikçe güzel olmayacak

sizin sevmenizde değerliyse bunca şey
nasıl seviyorsanız öyle ölün
nasıl seviyorsanız
öyle
nasıl
seviyorsanız
öyle

...

15 Şubat 2016 Pazartesi

EKSİKLİK


bazen ne yaparsan yap
eksik eksiktir
misal bu tepsi şimdi
tam da şu (geniş zam)anda
içine ne koyarsan koy eksiktir
sonra anlıyorsun ki
"tat" dediğin
o
"şey"
ne şekerde,
ne tuzda
ne de baldadır...


LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin